Çocuklar İle İletşim Metodları

0-8 Yaş Döneminde Uygulanacak İletişim Metodu

Bu dönemde çocukta duygusallık, benlik ve özgür irade, akıl ve mantık yürütme var olmasına rağmen oldukça sönüktür, tesiri zayıftır ve fizikî potansiyelin hesabına çalışır. Çocuk, zihinsel ve duygusal potansiyelin değil; fiziksel potansiyelin ağırlıklı olarak geliştiği bir dönem içindedir. Bu üç potansiyelin birlikte eş zamanlı gelişmesine rağmen, belli dönemlerde belli potansiyeller daha ağırlıklı ve yoğun inkişaf ettiği için bu dönemler ortaya çıkmıştır. Başta da ifade ettiğimiz gibi 08 yaş, fiziksel potansiyelin ağırlıklı olarak geliştiği dönemdir. Onun için bu dönemde çocukla iletişim kurarken, isteklerimizi ona yansıtırken ikna edici, mantıklı sözler bulma yerine; onunla konuşurken ona dokunulmak ve onun gözlerinin’içine bakılmalıdır. Çünkü bu dokunmalar çocukta emniyet ve kabul edilme hissi oluşturur. Bu onu rahatlatır ve sizinle “açık iletişim” kurmasını sağlar.

Özellşkle Karadeniz, İç Anadolu ve özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu yörelerinde çocukların babaları tarafından kucağa alınmadığını ve ‘büyüklerin yanında öpülmediğini gördüm. Çünkü bu, yörelerde, aile büyüklerinin yanında kişinin kendi çocuğunu kucaklayıp öpmesi ayıp, sayılıyordu, Bi arkadasım diyeyim  benimle sunları paylaştı:

“Hocam, oğlum iki yaşlarındayken babamlara ziyarete gitmiştik. Yengemler de o gün oradaydı. Oğlum benim kucağıma koşarak geldi. O kadar tatlıydı ki, dayanamadım; onu kucakladığım gibi öptüm. Biraz kucağımda oturduktan sonra sıkıldı ve gitmek istedi. Onu bırakıp mutfağa doğru giderken arkamdan yengemin yanıma geldiğini fark ettim. Ona döndüğümde bana ‘Tüh senin erkekliğine, insan hiç çocuğunu babasının yanında öyle öper mi!’ diye bana hakarette bulundu. Toplumumuzdaki bu bakış açısı yüzünden ben çocuklarıma sevgimi yansıtamadım. Oğlum şu an askerliğini yapacak konumda, inanın onu sevmediğimi zannediyor. Onu gerçekten çok seviyorum; ama sevgimi gösteremiyorum.”

Çok acı bir durum. Bu insanların sevgilerini saklamayı doğru bir davranış olarak algılamalarının altında yatan neden ne olabilir acaba?

Araştırdığım zaman İslâm dininde sevgiyi ifade etmenin ve paylaşmanın öneminin vurgulanmakta olduğunu gördüm. Ve güzel dinimizin vecibelerini yerine getiren bu insanlarla seminerlerimde Peygamber efendimizin (s.a.v.) hayatından örnekler paylaşmaya başladım. Bu örnekler onları oldukça etkilemişti.

“Bir gün sevgili Peygamberimiz, torunu Hz. Hasan’ı sevip öperken, Ten’im Kabilesinden Akra bin Habis yanında oturuyordu. Peygamberimizin torununu sevmesine ve öpmesine hayret ederek ‘Benim on tane çocuğum var, ama hiçbirini öpmedim.’ dedi. Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) ona baktı ve sonra şöyle büyürdü. Merhamet etmeyene, merhamet edilmez.’ “(5)

“Yine bir gün bir bedevi, Resulullah’a ‘Siz’çocuklarınızı öper, sever misiniz? Biz çocuklarımızı öpüp okşamayız.’ demişti. Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz ona, ‘Allah senin gönlünden şefkat ve merhameti söküp atmışsa ben ne yapabilirim’ cevabım vermişti.”^

“Sahabe çocuklarından Cabir bin Semure anlatıyor: ‘Resulullah (s.a.v.) ile birlikte öğle namazını kıldım. Sonra ailesinin yanına çıktı. Ben de onunla birlikte çıkum. Derken onu çocuklar karşıladılar. Onların yanaklarını birer birer okşayıp sıvazladı. Onun elinde bir serinlik ve koku hissettim. Sanki elini bir koku sepetinden çıkarmıştı.’ Yine Enes(r.a) derki: ‘Resullullah (s.a.v.) Ensar topluluğunu ziyaret eder, onların çocuklarına selâm verir ve başlarını okşardı  Hatta “Resullullah. bazen de çocukları bineğine bindirir ve onların gönlünü alırdı.^

Özellikle bu dönemde, çocuklara sahip aile bireyleri birbirlerine Ve çocuklrına dokunmaktan, şefkatlerini ve ilgilerini göstermekten kaçınmamalıdırlar. Sevgili peygamberimizin “Kimin çocuğu varsa onunla çocuklaşsın, çocukla çocuk gibi olsun  tavsiyesi, çağımız anne baba ve Eğitimcilerine büyük bir İkaz ve güzel bir örnek olarak değerlendirilmelidir.

Şurada, bir genç kızımızın anne babasının ona olan sevgilerini yansıtmamalarını nasıl ifade ettiğini bir görelim:

“Annem bizi asla kucağına alıp Öpmezdi. Bir gün bile başımı göğsüne dayadığımı bilmem. Bir kez olsun, ‘Güzel kızım benim’ diye saçlarımı okşamamıştır. Hele babamla böyle şeyler yaşamak söz konusu bile değildi. Akşamdan akşama görür, çok çekinirdik ondan. Büyük bir sevgi görmedik; ama bizi severlerdi. Nereden mi biliyorum ? Bizler için her türlü öz veride bulunmuşlardır. Kendilerinin ne gezmesi, ne tozması vardı; ama bizim hiçbir şeyimizi eksik etmezlerdi. Onların hayatları bizdik.”

Bu dönemdeki çocuklarla iletişiminizde uygulayabileceğiniz kısa öneriler sunmak istiyorum:

Ondan yapmasını istediğiniz ya da arzuladığınız bir davranış varsa bunu gösterin ya da örnekleyin. Sözlü isteklerinizi davranışlarınızla destekleyin. “Otur.” yerine “Haydi buraya oturalım.” diyerek çocukla birlikte oturun.

Buyruk verirken, yardım ederken ya da bir şeyi desteklerken, çocuğun elinden tutun.

İletişim kurarken çocuğun göz hizasına kadar eğilin, onunla göz göze konuşun ve anlamlı jestler kullanın. Onunla fiziksel yakınlık kurun, kucağınıza alın, zaman zaman kucaklayıp yanınıza oturtun.

Sesiniz olumlu, kesin, neşeli, sakin ve ne istediğini bilir tonda olsun.

Yapılmasını istediğiniz şeyleri tatlı dille anlatın. “Ne yaramaz çocuklarsınız siz! Haydi toplayın şu dağınıklığı!” yerine “Haydi oyuncakları birlikte toplayalım.” deyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar